26 Mayıs 2009 Salı


actin' funny but i don't know why
'scuse me while i kiss the sky.

demiş jimi hendrix

yere sağlam basmadığı bir dönemde ayakları

atın ölümü arpadan
haydi gelin arkadan

diyen harun kolçak ise bambaşka zamanların insanı

okey sera sera?



26 Şubat 2009 Perşembe

çekil önümden asabiyim başlık filan diye gelme şimdi

çay tabağının kenarına istiflenen damla sakızlı sakızın (bkz:tavuk suyunun suyu) sıcak çay bardağı ile öpüşmesi.bunun farkedilmemesi sonucu bardağı alırken sakızın ele yapışması, çıkarmak isterken devreye giren diğer parmakların da sakızla içli dışlı olması, olayın çözülmez bir hal almasının da ardından parmakların tutma kabiliyetini yitirmesi ile çayın bardaktan tişörte dökülmesi.

sonuç:

yanmış et kokusu
arası perdeli parmaklar
yapışkanlığını yitirmiş sakız (gülümsüyor)


22 Şubat 2009 Pazar

episode ilk ve son


biliyorsunuz ki rüya denilen şey çok garip bir olay sevgili okurlar. o astral elemdeki 1-2 dakika içinde kimi zaman ülkeler fethediliyor, mekandan mekana yolculuklar ediliyor, kimi zaman da neler neler. çok acayip yani. "çıkar ağzındaki baklavayı" dediğiniz duyar gibiyim. evet lafı iki gün önce gördüğüm rüyaya getiricem. yani siz diyin rüya, ben diyeyim bir bilimkurgu şaheseri. jules verne görseydi şu rüyayı, kitabı milyonlar , filmi trilyonlar satardı. Tabi şuan bende ne detayları anlatacak kadar hafıza ne de betimleme yeteneği var. Hem senaryoya aşık olup araklayanlar filan olabilir belli olmaz. film tadında çünkü baya. Ve bendeniz başroldeydim adeta bir jedi ,bir tarkan gibi (kartal tibetin oynadığı). Film tadında dedim ya, teknoloji harikası bişeyler mi ararsınız (ki onlara araç mı , alet mi desem bilemiyorum. bambaşka bi hayal gücü) yoksa elimdeki ekmek & krema muhteviyatlı poşetin aniden supersonik bir silaha dönüşmesi gibi akıllara zarar görsellikler mi.. etkisinden yeni yeni kurtuluyorum hatta. Düne kadar bir elimde ışın kılıcı, diğer elimde fener, birinin gelip “sen seçilmiş kişisin” diyerek beni o diyarlara götürmesini bekledim. A long time ago, in a galaxy far far away gibi .

09 Şubat 2009 Pazartesi

sen kime benziyorsun böyle ! #4




05 Şubat 2009 Perşembe

allah belanı versin limewire

sana 2 aydır katlandım bak. az süre değil. aradıklarımı bulamadın çoğu zaman. eyvallah dedim. olur dedim. arada error verdin mal gibi. gene gıkımı çıkarmadım. ama bu sefer çileden çıkardın lan beni. saat 5.40 . yatmadan indirip de dinleyeyim şu parçayı dedim. tek bi tane ki zaten dedim. heves ettim ulan. yarım saat bekledim o şarkıyı ben limewire. yarım saat. peki sen naptın? sabrımın karşılığı olarak ne yaptın?! kotama acımadın. bana acımadın. %98 den sonra kalkmış KÖTÜ İÇERİK TESPİT EDİLDİ diyorsun bana !! çok içten söylüyorum bak limewire. allah belanı versin.
gerçekten.

iyi geceler.

04 Şubat 2009 Çarşamba

yılmaz morgül ağladığında


Ah yılmaz , ah esmer kuşum. Çıktın televizyonlara vakti zamanında tonla gözyaşı döktün “harcanıyorum, türkiyede benden iyi ses yok!” diye. ah morgülüm. Ya ayla dikmen ne yapsın ha? O kime ağlasın öbür tarafta? Bak ıssız adam & ayla dikmen ikilisi , casio saat & gözlüklü inek öğrenci ikilisini bile tarihe gömdü. bir filmle krizi, savaşı unuttu adamlar. Herkes “anlamazdın anlamazdın” nidalarıyla eski skimdirik ilişkilerine ağlıyor. Ama yakındır ayla dikmenin mezardan destur ile kalkıp “bir filmle mi kıymete bindik ulan göt laleleri !” diye haykırarak sinema salonlarında katliam yapacağı günler. çok üzülüyorum ayla dikmene yılmaz. çok ağlıyorum. senin gibi. ama tam olarak sana benzemiyorum ağlarken. daha çok esra ceyhanın dudağı kavizsiz hali gibi oluyorum.

15 Ocak 2009 Perşembe

2 dakka efendi ol lan!

Şu memleket hatunları insana histeri krizleri geçirtirir. Şöyle 2 rekat avrupa yüzü görmüş, medeniyetten nasibini almış, yolda yürürken insanların ona bakmadığı ve "allahım güzel değilmiyim ben" kompleksinden arınmış üstün bir ırk insanı üstünde çalışmalarımı sürdürürken yine tökezledik yine düştük. Şahsen hissiyat insanıyım, övünmek gibi de olmasın doğuştan fenerbahçeliyimdir ama bu zamana kadar bu kriterlerin bi boka yaradığını da görmüş değilim.

Kimse kimseyi, kendi olduğu için kabullenemediği, aksine kendisine benzettiği şu dünyada, afrikanın bir köşesinde hint keneviri ticaretine adamayı düşünüyorum kendimi. özleyin anacııımmm....

10 Ocak 2009 Cumartesi

fiona apple'ın iki yarısı gibiyiz

şimdi şimdi anımsarım o günleri
tarkan'ın kıl olmadığı zamanlar
önlük yakalarımızı iliklemezdik
ah o asilik çağlarımız
kapı altlarından üflerdi yaz rüzgarı
hepimizi ayrı ayrı savurdu
ağzımıza ağzımıza davrandı
o akdeniz akşamları
büyüdükçe durmadı elimiz ayağımız
su içip götürdük damakta kalanları
her şeye değer miydi diye sorarsan
seninle girdiğim gerekli gereksiz diyaloglar
yöresel tatlar, o tatlar var ya hep
gün gelir götümde patlar
tadımlıktım belki senin için
öyleyse eğer, gerçekten öyleyse
hazımsızlık çek beni anarsan
tek tek boğazına dizilsin
benden alıp götürdüğün lokmalar

24 Aralık 2008 Çarşamba

sen kime benziyorsun böyle ! #3


17 Aralık 2008 Çarşamba

  • isviçreli bilim adamlarının işi gücü bırakıp, engin noyanın günde ortalama kaç kere “eyvallah” dediğini araştırmaya başladığını biliyor muydunuz?



10 Kasım 2008 Pazartesi

Ebru şallı ve meme uçları

geçen gece ( sabaha karşı aslında) tv zaplayan anneme fındık kırıp yedirirken ( hayata bakın) bi kanalda durma kararı aldı annem. ekranda ebru şallı nın sabah programı tekrarı boy gösteriyordu. ebru şallı biliyorsunuz ki spor yaparak beslenen bir canlı türü. eskiden biraz ekran dolduran bi vücudu vardı şimdi iyiden iyiye hint fakiri gibi görünüyor gözüme. neyse efenim konu bu değil. konu EBRU ŞALLININ MEME UÇLARI. kendisi zayıflıktan kırıldığı için kadınsı uzuvları neredeyse yok olmaya yüz tutmuş. bu sebepten olmalı ki o da programa çıkarken sütyen takmayı gerek görmemiş. e doğal olarak meme uçları isyan bayrağını çekmiş. aksi gibi program boyunca kadın elinde bişeyler tutuyordu sürekli ( biri de hatta ayrı bi saçmalık konusu. konuk olan oyuncu oğlan bilmemnerden aldığı gözyaşı şişesi gibi bişeyin negatif enerji çekici olduğunu iddia etti. şişedeki sıvı kararıyormuş negatifi yedikçe. ebru da bayıldı buna. neyse) işte elinde sürekli bişey tutan ebru şallıya da kamera mecburen zum yapmak zorunda kaldı hep. yani sabaha karşı tutti frutti izlemiş gibi oldum yeminle. ayrıca kulağına da çocuğunun oyuncaklarını takmıştı. çok fena bişey mankenlik sonrası anne olmak demekki.

ben de seni

Geciktim. Su saatte ordayım.
Toplantıdayım beni sonra surdan ara.
Su anda mesgulüm. Seni sonra ararım.
Su saatte geliyorum.
Toplantı iptal edildi.
Su saatte goruselim.
Surada goruselim.
Lutfen ara.
Ben de seni.
Nice yıllara.
Tesekkurler.


tanıdık geldi deyil mi? bu samimiyetsiz cümlecikler iki tuş uzağınızda, kayıtlı mesaj şabloncuklarında. evet sahiden de samimiyetsizliğin bu kadarı.

07 Kasım 2008 Cuma


Mozayiklerden de tanıyamadığınız üzre kendisi FİKRET KUŞKAN.
/Genç kızların sevgilisi/ hitabı artık kendisi için kullanılmasa da benim gönlümün sevgilisidir bu adam. Yüzü eskimeden once oynadığı filmler olsun klipler olsun rastladıkça “analar neler doğuruyür” demekten kendimi almazdım. Halen de alamam. Şu aralar nejat işler in ekürisi gibi görülüyor ama deyil aslında. Olmamalı ! Çünkü çok alakasızlar bence. Bidaha da ikisini aynı projede görürsem hiç acımam fururum o necatı. “aaebi sen yılların oyuncususun gel şu dizide beni de al yanına be aebi ufak bi rol de olur marangozluk filan yeterki senlen aynı ekranda göriniyim , hadi be aebi gel senle mocoya gidelim bak biralar benden.” diye ayartıyor kesin fikreti. Şimdi fikret kuşkan evli ve de çocuk babası ama ben gidip de karısına filan sövmüyorum. bu da benim seviyeli hayranlık derecemin bir göstergesi. ama şu sözlerinden sonra birazcık kıskanmıştım, birazcık da çok az edepsiz gibi şeyler söylemiş olabilirim karısına. ama şimdi yapmıyorum öyle şeyler. şunu söylemiş evet :

"Çocuk konusu erkeğe danışılmaz, kadına danışılır. Bir kadın, bir erkekten çocuk yapmaya karar vermişse; o erkek, bence eğilip kadının ayağını öpmelidir. Çünkü erkek kadını seçmez, kadın erkeği seçer. "
ağzını öpiyim.

Kendisine bir de şiir saçmaladım.

Nedir bu kızlardaki nejat işler sevgisi?
Pek bi odun, zaten tayyip benzeri
poposunu yalasın bence fikret kuşkanın
Var mı onun gibisi? Sesini bızdırdığmın

Ayşegül aldinç klibinde gördüm seni ilk
Kıvırcıktı saçların, görüntülerin pek erotik
Gülüşünü gördüm mü erir iç yağlarım
Dayanamaz oldum artık gel beraber kaçalım

Fikret fikret diye nicesine sarıldım
Çeyiz sandığıma gül yüzünü kazıdım
Baya bi sene oldu ama ne güzel doğurmuş anan
Son sözüm şudur ki ya benimsin ya topraan

02 Kasım 2008 Pazar

ulusa sesleniş




şuan blogda yer edinmiş olması gereken canım gibi evladım gibi baktığım yazılarımın bulunduğu dosyanın üzerine bir buhran anı tırto bir link kaydetmişim. yastayım kendimce. yeni yazılar fırından çıkana kadar emre baydın dinleyip ağlayabilir, hayko cettin ile dağlanabilirsiniz.

sevgiler .

11 Ekim 2008 Cumartesi

decepticongibiler

video

07 Ekim 2008 Salı

arka kapı


bazen yolculuk esnasında kimisi hafiften arabayı yanaştırıp tebessüm eder.anlam veremezsin filan ama mutlu olursun bi an salak gibi.ama sonra camı açıp "SİZİN ARKA KAPI AÇIK !" dedimi üzülürsün, ağlarsın.şahsen çok üzülüyorum ben.orhan da üzülüyor.

25 Eylül 2008 Perşembe

keşkemsi


teğel misali gevşek olmak vardı hayatta
ıslak bir banyo terliği kadar süpriz dolu..
küvetteki köpük kadar ötelenesi olmak vardı.
bir pet şişe kadar deli olmalıydık
zeytin gibi yağlı,
nokta kadar dolu olmalı..
işporta leğenler gibi olmak vardı
rengarenk ama şeffaf
panjur araları kadar tozlu,
tül perde gibi gereksiz olmalı..
özne değil de yüklem olmak vardı
x, y gibi popüler,
“ki” gibi kurnaz olmalı..
9-8 lik olmalıydık..

14 Eylül 2008 Pazar

wtf

"sonbahar da yaklaştı",
dedi ve öğlen sıcağında sokaktaydık
ben pek anlamam aşkın en güzeli hangi mevsimdedir
tam olarak nereden gelir
nereyi vurur..
ama yaprakları da yanında çiçeğiyle severim hani
bazen bir resim, belki bir ses..
derinlerden gelen bir tükrükle aynı hissi yaşatabilir
bazen yayılan kızartma kokusu
hatırlatabilir sonbaharı
yağmur yağarken uyumak mı
yoksa altında ıslanmak mı bilemem en güzelini
yeni nevresim kokusudur esas aldığım
her mevsim aynı taze koku
hissettirdiği tutku
her yaşa bakmadan geçen zaman
ve bünyede bıraktığı korku


04 Eylül 2008 Perşembe

İz bıraksın diye, yere ketçap dökmek.!



Bu nasıl bir zihniyet! sen, alemin en teknolojik evini kurmuşsun, emrinde güzel giyinmiş bir sürü adamlar çalışıyor. silah teklonojisi desen gani. ordu kuracak ekipmanın var. ama gel gör ki iki kıçı kırık yaratık yüzünden ailenin dolaştığı yere önce susam dök sonra ketçap dök! neden? iz bırakıyormuş... bir siktir yaaa...

"öğlen uykusunda görülen rüyanın bünyede bıraktığı etki"

son dilim

mutfakta karpuz yerken
gecenin kör bir yarısı
buzdolabı sustu aniden
sessizliği yarıyordu adeta
dişlerimin tınısı

sonra sinek konuverdi son dilime
gözlerine baktım
gözlerime baktı
bakışıyorduk
uçtu..
uzaklaştı vızıltısı